Bir türlü birşeyler çizittiremezken, halim, mecalim yokken, http://www.haberturk.com/haber.asp?id=41016&cat=200&dt=2007/10/19 şu yazıyı okudum ve 1 yıl boyunca kanayan, yeni okulumuz sayesinde kabuk bağlamaya başlayan yaramın deşildiğini hissettim.
İstanbul' daki etüt ve proje okulları dışındaki devlet okulları için öğle yemeği yasaklanmış. Gerekçe mi, bazı müdürlerin yemek işinden rant elde ettikleri düşünülüyormuş !!!!!!!
Memleketimde bir yolsuzluk, bir yanlışlık olduğunda o uygulamaya çeki düzen verilmesi yerine, üzerine bir kalem çizilip, artık bu uygulama yapılmayacak denmesinden şiddetle rahatsızlık duyuyorum :((((((
Hepiniz hatırlarsınız geçen sene okul gezisine giden otobüs feci bir kaza yapmıştı. Şoförün kabati, otobüsün tıklım, tıklım dolu olması vb. sebepler ortadayken eşime dedim ki, bak şimdi göreceksin, okul gezileri yasaklanacak !!!!
3 gün sonra internet sitesinde bir ilde milli eğitim müdürlüğü tarafından okul gezilerinin iptal edildiğini öğrendim. Bak dedim sana söylemiştim. Haklı olmamın beni sevindirdiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Bu yemek işinde de rant elde edilen müdürler ile uğraşılacağına en kolay çözüm yolu (pardon çözümsüzlük yolu) seçilmiş ve okullara dışarıdan yemek alınması yasaklanmış.
Belki bir görevli bu satırları okur, çalışan bir velinin derdini anlamak için empati kurar diye umut edip geçen sene yaşadıklarımı yazma gereği hissettim.
Bizim devlet okulumuz, tam gün eğitim veren bir okul olmasına rağmen, öğle yemeği yoktu. Buna istinaden bulunan çözümler ise cidden komikti ;
1. Anneleri ev hanımı olan çocuklar şanslıydı. Bu zavallım, her derdi çeken, zaten evdeki ve dışarıdaki her işten bir şekilde mesul olan anneler, çocuklarının yemek yükünü de omuzlayıp, öğlen vakti kendilerini yollara atıyor, ellerinde yemekler, çocuklarına yemek yedirmeye gidiyor, çocukları doyurduktan ve ders saatleri başladıktan sonra tıngır mıngır eve dönüyorlar. Yok öyle 2,3 gün değil. Haftanın beş günü...
2. Evleri yakın anneler daha şanslı. Onlar gidiyorlar, çocuğu alıp eve getiriyorlar, karınlarını doyuruyorlar, sonra çocuğu tekrar okula getiriyorlar, çocuklarının karınlarını doyurmanın verdiği rahatlık ile onca çırpınmanın kendilerini nasıl yorduğunun farkında olmadan evlerine geri geliyorlar.
3. Evi uzak olan annelerin çocukları içinde bir çözüm bulunmuş, hemmen servisler devreye sokuluyor. Çocuklar servislere atlayıp, öğlen eve yemeğe gidiyorlar. Arada bir iki çizgi film kaçamağı yapıp, yine servislerle okula dönüyorlar.
4. Bu hengamenin anlamsız olduğunu düşünüp, zararlarını dikkate alan veya bu hengame ile başa çıkma şansı olmayan benim gibi anneler ise beslenme çantası denilen çağ dışı üründen bir adet edinip, çocuklarının yanına katı gıdaları koyup çocuklarını okula gönderiyorlar.
İnternette, gazetede orada burada yazılan "çocuğunuzun beslenmesine neler koymalısınız?" yazılarının ise hiç faydası olmuyor, sakın okuyarak vakit kaybetmeyin, deneyimlerle sabittir !!!!
Bir sene boyunca defalarca okumuş olmama rağmen zaten yeme problemi olan küçük hanım ve beylere, tenefüs arasında bir sürü anne sınıftayken veya çocuklar bahçeye çıkarken bunları yedirme yöntemi konusunda bilgi vermediklerinden hiçbir başarı sağlayamadım.
Pınar koca bir sene boyunca çubuk kraker, kek ve süt ile beslendi. Pardon beslenme demek yalnış olur zira çocuk doğru dürüst büyüme sergileyemedi. Bütün yeme alışkanlığı alt üst oldu. Anlayacağınız günü idare ettik. Şimdi mi okulda 3 öğün yemeye başladı, yediklerini sayınca şaşırıyorum zira kızımın böyle şeyler yemesi benim için cidden bir mucize. Burada arkadaşları ile birlikte sohbet ederken, birşeyleri tadına bakıp doğru beslenmeye başladı.
Okullarımızı tam gün yaparken, insanoğlu için, özellikle çocukluk çağındaki insanoğulları için en önemli gereksinim olan beslenme gereksiniminin nasıl karşılanacağının dikkate alınması gerekiyor. Malesef bu eğitim ile direk ilgili değil ama gelişim çağındaki çocuklar için çok çok önemli. İşiniz çocuklar ise yemek olayını bir kenara atıp, sorumluluklarınızdan sıyrılamazsınız ?????
Bu haber yemek problemi sebebi ile yarım gün okul uygulamasına geçiyoruz şeklinde olsa, Milli Eğitim Bakanımızı çok çok iyi anlar, kendisine hak verir ve desteklerdim. Bulunan çözüm velileri sorunları ile başbaşa bırakmaktan öteye gitmiyor !!!!!!
Müdürlerin rant sevdasında olup olmadıklarından emin değilim ama öyle bile olsa bunun cefasını veliler ve çocuklar çekmemeliydi. Kalıcı çözümler yerine sorunlara gözlerimizi kapatmak daha kolay geliyor.
10 dakika kadar önce sadece hastaydım, şimdi birde kızgın, kırgın ve üzgünüm :(((((
"Geleceğimiz çocuklarımız" lafını, sözünü ezberlemiş gidiyoruz. Onlara doğru dürüst bir beslenme alışkanlığı konusunda bile destek olamazken, nasıl çağdaş bir eğitim vereceğiz bilemiyorum.
Bende hala ahkam kesiyorum, diyorum ki ben devletin parası ile okudum, bu memlekete bir yararım olsun, kaynaklarımı bir devlet okulunda harcayayım, diğer çocuklara da bir faydam olsun.
Pöhhhhh enayi !!!! diyorum kendime :(( Bugün ve bu saat itibari ile olaya tüm bakış açımı değiştiriyorum, "yaşasın ben ve benim çocuğum". Zira görünen o ki geleceğin teminatı çocuklarımızı ebeveynlerinden başka kimse düşünmüyor.
2-3 ad. rant düşkünü müdür bahane edilerek, çocuklarımız aç bırakılıyor. Vay bana, vaylar bana :((((
1 yorum:
Çok haklısın, oğlumun ilkokula başlamasına henüz iki yıl var ama ben büyük bir kabusu yaşamayı bekler gibi bekliyorum o günleri...
ne acı değil mi???
Yorum Gönder