Ne zamandır birşeyler karalamak istediğim bir konu vardı. Hürriyet' in internet sitesinde o sayfa senin, bu sayfa benim dolanırken, bu
http://www.hurriyet.com.tr/egitim/anasayfa/6924590.asp?gid=171 haberi gördüm ve tamam dedim, zamanıdır, içini dök kızım.
Anne ve baba olarak her zaman Pınar' ı bir devlet okuluna gönderme taraftarıydık. Çevremizde, devam ettiğimiz yuvadan pekçok kişi Pınar' ın özel bir okula gönderilmesinin daha uygun olduğunu söylediği halde, hayatı boyunca kafasına soktuğu herşeyi yapan, herşeyi görerek öğrenme taraftarı olan ben deniz tabiki bu sözlere kulaklarımı tıkadım ve eşiminde desteği ile kızımızı anasınıfından itibaren mahalle mektebimize yazdırdık. 2 sene güle oynaya okulumuza devam ettik, hiçbir uyum problemimiz olmadı. Hatta ve hatta kızım bu okulda daha huzurlu oldu ve rahat etti. Velilere kendini ispatlama derdi olmayan öğretmenlerimiz ve müdürümüz çocukları aşırı sıkmadığı için midir bilinmez, 2 sene boyunca birgün bile anne ben bugün okula gitmeyeceğim sözü duymadık. Ateşi dahi olsa tıpış, tıpış kalkıp, hazırlandı, ödevlerini ve projelerini severek yaptı, ilgili bir çocuk olduğu için öğretmenleri onu sevdi, o da öğretmenlerini sevdi tabi. Arkadaşları ile çok güzel bir paylaşım ortamı buldu.
Herşey iyi güzelde o zaman ne diye el kadar çocuğu bu sene sınava sokup, gerdin, hadi bunu yaptın be kadın ne diye özel okula kucak dolusu para harcıyorsun derseniz cevabım yukarıdaki haberin içinde gizlidir.
Eğitim 29 harfi öğrenip, birbirine çatmak, temelinde 10 tane rakamın olduğu sayıları toplayıp, çıkarıp, çarpıp, bölmek değil benim anlayışıma göre. Ben eğitimi çalışmak, çabalamak, başarmak ve öğrenmeyi sevmek olarak algılıyorum. Acaba ben buradan ne öğrenebilirim diye her gördüğünü sömürürcesine incelemek, bir projeye, bir soruna eğilip, birey olarak ben bunun çözümü için ne yapabilirimi sorgulayabilir konuma gelmektir eğitim. Bu yüzden de çocuğuma eğitim veren öğretmenimizin, öğretmenimize destek olacak yöneticilerin yılgın ve bıkkın değil, zıpkın gibi olmalarını bekliyorum. Beklemiyorum, şart koşuyorum.
Yapılacak bir gezi için milli eğitime yazı yazmaktan üşenen, ben bu okula ne katabilirim, okulumdaki çocuklarımın daha fazla bilgi ile tanışması için neler yapabilirim diyeceğine koltuğunda kaybolan yöneticiler değil, milli eğitimi sıkıştıran, velilerini tanıyıp, kimin ne kadar katkı yapabileceğini bilen, mevcut imkanları öğretmen ve öğrencileri için %100 kapasite ile kullanabilen, olmayacakları olduracak zihniyette çalışan yöneticiler görmek istiyorum. Benim çocuğum da bunları görsün, duysun, bu başarı öyküleri ile büyüsün istiyorum. Böyle büyüsün ki bütün hayatı boyunca yan gelip yatıp, mazlumu oynayıp insanlardan ilgi beklemektense, çalışıp, çabalayıp, başarmayı, çevresinden taktir görmeyi ve kendisi ile gurur duyup, çevresine yararlı olmayı öğrensin istiyorum.
Yönetici olmayanı oldurabilendir bence. Yoksa okullar temiz değilmiş, sıralar eski ve tahtaymış, duvarlar boyasızmış, bunların hiçbir ehemmiyeti yok. Kızımın, duvarları ve yerleri granit kaplı ve içi boş okullarda müşteri olarak kabul görmesindense, çalışan ve çabalayan, yandaki tarlayı ekip, domates yetiştirip, satan ve elde ettiği gelirle okulundaki çocukları dersaneler gönderen, ben bir yöneticiyim, görevim çocuklarımın okumasını sağlamak diyen, sistemi eleştirmek yerine işine kendinden birşeyler katıp, sistemi geliştirmeye çalışan bireylerden oluşan kurumum bir parçası olmasını yeğlerim.
Evet sistem önemlidir ama o sistemi kuranların insanlar olduğunu bilmek daha da önemlidir.
Böyle bir öğretmenimiz vardı ama malesef süpermen değildi.
Kızım bu sene çok güzel bir okula gidecek. Mutlumuyum??????
Kızım için evet ama çözümsüzlüğün bir parçası olduğum için hayır :(
Keşke bizimde bahçesine domates ekmeyi akıl eden bir yöneticimiz olsaydı, bana Neşeli Hanım hadi okul için şunları yapalım deseydi, ben kendi imkanlarımı seferber etseydim, sonra eşe, dosta, arkadaşlara haber salsaydım, el ele verseydik, çiçek gibi bir okulumuz olsaydı, öğrencilerimizin her sene başarı düzeyleri artsaydı, bir ekip olabilsek ve örnek bir çalışma sergileyebilseydik. Ahhhh ahhh keşke böyle bir ekibin parçası olabilseydim....
Bunu okuyan öğretmen ve eğitici yöneticiler varsa lütfen bir veli olarak sesimi duyun. Pekçok şeyin zor olduğunu, eğitim alanında yapılması gereken pekçok düzenleme olduğunu biliyorum, ben bir çocukla baş edemezken, sizin yeri geldiğinde 50 çocukla, hatta ve hatta onların velileriyle başetmek zorunda olduğunuzu, bunun cidden zor olduğunu da biliyorum, sizin sorumluluklarınız, işiniz, eşiniz, çocuklarınız olduğunu da biliyorum, sizin insan olduğunuzu da biliyorum ama sizler bu sistemin parçasısınız, bu sistemin iyi ve zaafiyetli yönlerini en iyi bilenler, nasıl düzeltilebileceği konusunda en iyi fikri olanlarda sizlersiniz. Sizlere pırıl pırıl gözlerle bakan çocuklarımızın güncel eğitim alması için ön ayak olun, çözüm olun.
Çocukları, velileri, milli eğitimi, kurumları, şirketleri itekleyin, itekleyin ki çocuklarımız en önemli hakları nolan çağdaş eğitim hakkını elde etsinler, geleceğe güvenle baksınlar. Biz kendimizi sıkarız, imkanları seferber ederiz, ite kaka da olsa bir evimizin, bir kızı Pınar' ımıza, bu imkanları sağlarız ya sağlayamayacak zehir gibi çocuklar ne olacak???
Çok mu şey bekliyorum, çok mu zor, gerçekten mi?????