Pınar bir arkadaşına kalmaya gitti 2 gün önce.
Aslında uzun zamandır belli bir noktadan bırakıyorum onu, toplu taşıma araçları ile arkadaşlarına gidip kalıyor. Belirlediğimiz süre sonunda da aynı güzergahı izleyerek geri dönüyor.
Dönüşte bir kafeye girip bir şeyler yiyelim dedik.
Uzun süredir birlikte yaşayan 3 kafadar olarak, anne, kız ve küçük oğlan kardeş oturduk bir yerde.
Siparişimizi verip, sohbete başladık.
Yan tarafta oturan 6 yaşındaki kız ve bakıcı ablası ilgilenmeye başladı bizimle.
Her ikisi de girişken ve rahatlardı :)
Bakıcı abla, "Siz anne-kız mısınız ?" diye sordu önce.
"Evet" dedik.
"Sanki komşunun kızı ile konuşuyor gibisiniz" yanıtını alınca şaşırdım !
"Bu iyi bir şey mi ? Yoksa kötü bir şey mi?" dedim.
"Bence iyi bir şey" cevabını alınca hafiften rahatladım ama yine de içime bir kurt düştü :)
Bir süre sohbet ettikten sonra "Ben çok konuşurum, sizi tutmayım, uzun zamandır görüşmüyorsunuz sanırım" dedi.
"Yok" dedik. "Daha dün ayrılmıştık."
İçim rahat etmedi.
Eve gelince Pınar' a tekrar sordum.
"Sence komşu kızı ile konuşur gibi konuşmak iyi mi ? kötü mü ?" diye.
Pınar' a göre iyiymiş bu durum :)
Bana göre de iyi aslında ama yine de bilemedim :)
İnsan komşu kızı ile nasıl, kendi kızı ile nasıl konuşur ayırt edemedim :)
Sanırım çocuk yetiştirme yolculuğunda Halil Cibran' ın tarzını benimsediğim ve çocuklarımı çok sahiplenmediğim için olsa gerek :)
Neyse şu an Tolga' da, Pınar' da durumdan memnun görünüyor. Herhangi bir düzeltici faaliyete gerek yok sanıyorum :)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder