12 yaşımın yaz tatiliydi. Her yaz tatilinde olduğu gibi gurbette olan bizler, annemin peşine takılırdık sevinç içinde.....
İstanbul’ dan cümbür cemaat gemiye atlar, ardından trende yer kapar, yol boyunca haşlanmış yumurta, patates ve soğuk kızartma köfte ve ekmekten oluşan menüyü güle oynaya mideye indirirdik.....
Büyük şehirde, annemin endişelerinden dolayı sokağa çıkamayan, apartman çocuğu bendeniz ne heyecanlanırdım :)
Yaz karnesi demek, benim özgürlüğüm demekti, annemin memleketine gidip, gece yarılarına kadar çoluk çocuk sokaklarda oynamak, kuzenlerimle oyunun belini kırmak demekti....
Taaaaa kiiiii 12 yaşımın yazına kadar ........
O sene önce anneannemi, sonra çok sevdiğim dayımları ziyaret ettiğimde hiç varlığından haberdar olmadığım bir kavramla karşılaştım !!!!!!
Öğrendim ki, deliler gibi oynadığımız, bizi de motosikletlerine bindirsinler diye erkek kuzenlerimizin peşinde koştuğumuz kuzenim artık büyümüşmüş !!!!!!
Benimle yaşıt, o sene 12 yaş karnesini alan kuzenim artık okumayacakmış !!!!!
O artık kapanacak, evin kızı olacakmış !!!!!
Annesine yardım edecekmiş, o ev işi yaparken, annesi ona çeyiz hazırlayacakmış!!!!!
İğne iğne, oya oyaaaaaaa ..............
Okumak için akrabaları birbirine katacak kadar gözü kara olan annem, karşı çıktıysa da, bu işin doğru olmadığını söylediyse de kabul etmedi ebeveynler !!!!!
Bu kadar okumak ona yeter, ağabeyleri de bu kadar okudu, bütün kızlar bu kadar okur burada, daha okuyup ne olacak kız kızmısı ?????????? dediler !!!!!
Ne güzel ders yok, sınav yok dedim için için ama anneme söyleyemedim bu durumu, değil söylemek, böyle bir şeyin aklımdan geçtiğini bilse bacaklarımdan ayırır, kulaklarımdan da tavana asardı beni.....
Annemin çocukları okuyacaktı, hemde hepsi, elleri kalem tutacaktı, gerekirse yemek yapmayı bilmeyecek, oya oyalamayacak ama eli kalem tutacak !!!!!
Sanırım kuzende benim gibi düşündü, için için sevindi, zekiydi, akıllıydı ama ne de olsa okumak, çalışmak, çaba göstermek demekti.....
Halbuki evde otursa rahat edecekti !!!! Sınav olmayacak, ders olmayacak, öğretmen gerilimi olmayacaktı. Sanırım içi rahattı. Hem annesinin de başı bağlıydı, kendisi bağlasa ne olacaktı ki ??????
Ha ne olacaktı ???????
Her ne kadar yadırgasamda, sonra alıştım, normal geldi bana bu durum :)
Ertesi sene fark ettim ki, benim kuzen büyümüş, henüz 13 yaşında profesyonel bir ev hanımı olmuş, yaşadığı bölgedeki tüm kızlar gibi, annelerine benzemişler, ben çocuk kalmışım, onlar birer minyatür kadın olmuş ?????
Sabah kahvaltısının ardından erkekler güle oynaya geçirildikten sonra yengem o çok önemli çeyize verirdi kendini, kuzenim sofrayı toplar, bulaşığı yıkar, yatakları düzeltir, akşam yemeğinin hazırlıklarını yapar, yemeği ocağa koyup sonra da annesinin yanına çeyiz başına geçerdi. Yemek minik minik fokurdarken el işleri yapılır, yemeğin altı söndürüldükten sonra ya kızı ile bir komşu kadın ağırlanır, ya ana, kız gezmeye gidilirdi.
12 yaş yaz tatilinden sonra bu kültüre alışmaya başladım bende. Aslında pek de kötü gelmedi, bende el işi yapmaya alıştım onlarla. Kuzenin dantelleri şıkır, şıkır, benimkiler takır tukurdu ama olsunnnn..
Kuzen benim kışın kalem tutan elimi, yazın tığ, dantel veya kasnak tutmaya alıştırdı. Hatta salataya konan soğanın tuzla ovulursa daha lezzetli olduğunu bile ondan öğrendim :)
Eeeee ben öğrenmeyi severim, kalem tutmayı da öğreneyim, danteli de, önce soğanı soldurayım, ardından kitap okuyayım. Ne olacak, benim için hava hoş....
Ama eli kalem tutmaya alışkın olan bendeniz her ne kadar kuzenimle güle oynaya soğan soldursam da sürekli “bu soğanı niye ben solduruyorum, gözlerim yanıyor, tamam lezzetliyse lezzetli, cefayı ben çekiyorum, millet cümbür cemaat 3 dakikada mideye indiriyor” diye sorguladım durdum. Zaten bu sorgulamaların ardından bir süre sonra kuzende bundan adam, pardon ev kadını !!!!! olmaz deyip, benim peşimi bıraktı :)
Laf aramızda bugün salata yaparken soğanı tuzla ovup soldurur, sonrasında yıkarsam daha lezzetli olduğunu bildiğim halde, eğer yorgunsam amannnnn ne diye ben solduruyorum, bugünde acı yiyelim ne olacak derim :)
Benim ev kadını olamayacağım o zamandan belliydi anacımmm :)
12 yaş yaz tatilimden sonra biz kuzenimle birbirimizden yavaş yavaş uzaklaştık. Artık abisine “hadi abi bana motosikleti versene evin önünde biii kullanayım” diyen kuzenim “artık abi bizi şuraya götürsene” diye arkasına binmeyi içine sindirir olmuştu :(
Artık o bir minyatür hanımdı, bense hala 12 yaş yaz tatili çocuğu !!!!! Sanırım her bir sene o beni biraz daha çocuk gördü, ben onu biraz daha kadın. Birbirimizi öyle kabul ettik. Ne o benim kadar çocuk olabildi, ne ben onun kadar kadın !!!!
O yaşadığı dünyayı olduğu gibi kabul etti, bense onun her normal gördüğü şeye, acaba bu doğru mu? diye sorgulayarak yaklaştım. Bir süre sonra bir arada olmak artık zevk vermemeye başladı.
Yollarımız ayrıldı kuzenle ve yaz tatillerinde annemin arkasına takılıp, memlekete gitmek tat vermedi benim çocuk zihnime, bedenime :(
Sonra ben daha kendimi küçücük hissederken, elime kalem iyice yerleşmişken ama evde yemek yaparken, çamaşırda anneme yardım ederken, öğrendim ki bizim kuzen evleniyormuş. Onca emek ortaya çıkacakmış, yıllardır uğraşılan çeyizler serilecekmiş, düğün varmış :(
Okul vardı, gidemedim kuzenin düğününe.....
Sınav, dersler falan bahane....
Sanırım çokta ilgilenmedim bu haberle.....
Ne damadı merak ettim, ne çeyizleri, ne de soğan solduracağı evini .....
Sadece “bu yaşta evlenilir mi?” dediğimi hatırlıyorum....
O kadar :(
Şimdi ben çalışan, saçı açık ve hatta erkek gibi kısacık, dünya tatlısı Pınar’ ının peşine düşen, işine, evine, eşine, akrabalarına, arkadaşlarına zaman ayırmaya çalışan, küresel ısınma diye bar bar bağıran, aman dünya kavrulmasın diye haşlama mısır, makarna, brokoli suyunu soğutup, bahçeye döken, için için arka bahçede yazın neler çıkabileceğini merak eden, çekirdek toplayan, atık ayıran, koşturan, koşturan, koşturannnnn ama soğan soldurmayan yada aaaaa zaten vaktim yokkk diye yaprak sarmayı reddeden ama saranlara kırk defa “eline sağlık" deyip, minnettar olan, eli Mouse tutan, kalem tutan, maşa tutan, şiş tutan, patates, soğan tutan kendi halinde bir kadınım......
Kuzense özürlü kızı ve dünya tatlısı oğluyla uğraşan, yaşlı anne ve babasına yetişmeye çalışan, muhtemelen komşuları ile el işleri yapan, kendini evine, eşine, mutfağına adıyan, dolma saran ve hala lezzetli olsun diye gözleri yaşara yaşara soğan solduran kendi halinde başka bir kadın ...
Ne ben namussuz oldum, ne kuzen daha namuslu...
Benim elim onun tuttuklarından başka birde kalem tuttu, para tuttu !!!!!!!
Ahhhh kuzen ahhhh....
Var yaaaa sen olmasan, oralarda biryerde olduğunu bilmesem “banane türbandan diyeceğim” ....
Ama biliyorum ki canım akrabalarım, sen canım kuzenimi.....
Gayet yumuşak, gayet kolay ikna ettiler.....
Onlarda kafandaki o 3 tel saça takıldılar, sende.....
Bilmiyordun ki.....
Düşünemiyordun ki .....
Sen daha çocuktun, kolayı seçtin.....
Belki sınavdan korktun, karneden, nottan korktun...
Sorgulamadın, sorgulayamadın, 12 sinde minyatür kadın oldun....
Saçındaki 3 tel saç olmasa belki okurdun.....
İşte sırf senin yüzünden türban takan kızlara empati kurmaya çalışıyorum....
İşte sırf senin yüzünden okusunlar, cahil kalmasınlar istiyorum....
İşte sırf senin yüzünden kadının namusu olarak görülen o kumaş parçasına kızsamda “tükaka” diyemiyorum....
İşte bu yüzden her türbanlı genç kız gördüğümde, senin kadar kolay mı kabullendiler diye düşünüyorum....
Ne olurdu ki elin bu tuttuklarının yanında birde kalem tutsaydı, nakit tutsaydı .....
Ne olurdu memleketimde 12 yaşındaki çocuklara, kadın gömleği giydirilmeseydi......
Saçlarındaki 3 tel saça laf edilmeseydi .......
Şimdi düşünüyorum da o 12 yaş yazımız birbirimizi anladığımız, aynı dili konuştuğumuz son yazımızdı be kuzennnn :(((((((
Acaba o 12 yaş yazımızda ebeveynleri değiştirsek, sen ben, ben sen olur muyduk ????? !!!!!!!!!!!!!!!
Melekler meleği dayım ve yengemin, aslında çocuk canavarı ebeveynler olduğuna inanabilesem,
Başka melek anne ve babaların kafasında, senin gibi minyatür kadınlar yaratma isteği olmadığını bilsem,
Bilsem ki sen istisnasın, kaideyi bozmazsın daha kolay özgürlükçü olacağım !!!!!!!!
Kanun yapıcılar farkında değil be kuzennnn :((
Çocuklar ve hatta gençler, kanunlar ve anayasada yazanlar kadar değil, anne ve babalarının, hatta akrabalarının onlara tanıdıkları kadar ÖZGÜR OLABİLİRLER !!!!!!!
1.2.08
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
8 yorum:
Aslında ne çok minyatür kadınlar var bu aralar içimizde, gittikçe artan sayılarıyla.. Önceden başı kapalı küçük kızları görünce bende senin gibi empati kurmaya çalışırdım. Ama şimdi onları gördükçe beynim bana tehlike sinyalleri gönderiyor. Tehlike tehlike...
Bu arada yazını öyle içten öyle güzel yazmışsın ki çok beğendim.
Hayatta giderkenin de dediği gibi yazınız çok içten ve duyarlı, bende kapalı birisiyim ama şu son gelişmeler benide çok tedirgin ediyor:((( insanları rahat bıraksınlar istiyorum ideolojilere göre değilde insan inandığına göre yaşamalı, çok hassas konu uzun uzun konuşulması tartışılması gerekiyor.Sevgiyle hoşçakalın
Merhaba Hayatta Giderken :)
Sanırım hissettiklerimi yazdığım için içten oldu :(
Merhaba Heyecanlı :)
Seninde benim gibi tedirgin olman içimi ferahlattı biliyor musun?
Ses verdiğin için sağol :)
Aslında biliyor musunuz bizler akraba veya komşularımızın hak ve özgürlüklerine daha saygılı insanlarız, onlara şans verip, olduğu gibi kabul ediyoruz da, aynı özgürlüğü çocuklarımıza tanıyamıyoruz.
Bence bir bayan için başını örtmeye karar vermek önemli bir karar !!! Eş seçmek, meslek seçmek gibi. İnanış için bile olsa önemli bir karar ve bence bunu annesi veya babasının yaşam tarzı bu diye değil, kendi istiyor diye yapmamalı. Kendi özgür iradesi ile karar vermeli. Malesef bunun için 12 yaş uygun değil, 7 yaş hiç değil. Bence bir kız 20 li yaşlarda kendi kendine bu seçimi yapma olgunluğuna erişmiş olabilir. Benimki sadece kendi düşüncem tabiki ????
Maselesef dayım ve yengem, henüz 12yaşındaki kuzenime, öyle yada böyle çevrelerinin ve kendilerinin doğrularını empoze ettiler, kuzenim direnmedi ama bu onayladığı anlamınada gelmiyor malesef. Çok sevdiklerini bildiğim kızlarının hayatını kendi elleri ile sınırladılar ve ona sen sadece busun !!!!! dediler.
Bizse onları seçimlerinde özgür bıraktık !!!!!
Özgürlük zor bir kavram aslında, hele çocukların özgürlüğü !!!!
Neyse, Heyecanlı' nın dediği gibi konu derin :)
Ama çocuklarımıza özgürlük tanımını verirken dikkatli olmak gerek :(
Yazını dikkatlice okudum ve hem senin hem kuzenin yerine koyarak düşündüm hayatlarınızı ve seçimlerinizi.. Aslında hayattaki bazı seçimler gerçekte istediğimiz gerçek seçimler değil, otomotikman ebeveynlerimizden öğrendiklerimiz, yaşadığımız çevre, kültür gibi faktörler doğrultusunda yapılıyor bazı seçimlerimiz. Bunun en güzel örneği de başörtü konusu galiba, maalesef toplumuzuda pek çok kişi yaşadıkları ortam çerçevesinde düşünmeden, bu konuyu irdeleyemeden kapanıyor...
Kuzeninin başı açık-kapalı olması değil esas konu ama keşke okuma şansı verilebilseydi. Yazında demişsin ya 12 yaşında ebeveynleri değişme olayı, hayır bence bir şey değişmezdi. Ancak senin annen gibi bir annesi olsaydı belki çevresiyle daha mücadele edecek gücü olurdu ve o zamanlar durum değişirdi. Kimbilir???
Ne diyelim sana kariyer hayatında Pınar'ınla ve eşinle mutluluklar, kuzenede yine çocuklarıyla, konu komşusuyla mutfağında mutluluklar.
neseli selam,
geçtiğimiz pazar radikal ekinde senin bu postunla tamamen örtüşen bir yazı vardı...12 yasında birilerini tahrik edebileceği ihtimaline karşı kapatılan cocuk kadıncıkların bu anlayamadıkları kimliklerinin ağırlığını taşıyıp taşıyamadıklarını kimse sormuyor diyordu...neden itham ediliyordu, neden sistem tahrik olana fatura kesmiyor da, ne yapabileceğinin farkında bile olmayan bir kız çocuguna kesiyordu?
Selam Kız,
Aslında biz annelere ne çok görev düşüyor bu ülkede, bir yandan çocuk yetiştiriyoruz, bir yandan kendimiz yetişiyoruz, hatta ve hatta eşimizi bile çocuk konusunda yetiştirmeye uğraşıyoruz.
Evet aynen dediğin gibi ben şimdi şimdi annemin bana neler kazandırdığını anlıyorum, sanırım ben minikken ilmek ilmek örmüş bakış açımı.
Evet annelere çok şey düşüyor...
Selam Karamelize,
Ben bu yazıyı yazdıktan sonra bu tür şeyler konuşulmaya başldı değil mi? Bana da öyle geldi, bak zamanlamam iyi olmuş, gündemi yakaladım :))))
Şaka bir yana ben bunun tartışılmasını çok hoş karşılıyorum. Malesef erkek egemen bir ülkeyiz. Zira böyle yetiştik, böyle gördük. Babamızın, abimizin dediğini sorgulayamıyoruz, küçücük kızlara bu gözle bakan insanları adam edeceğimize, kızlarımızı kapatmak, onlara "sen cinsel objesin" demek kolay geliyor !!!!! Haksızlığa bakar mısın ???
Bunları yazmak, konuşmak lazım. Bu o çocuklara yapılan ciddi bir haksızlık, ilk öncede annelerin buna dur demesi gerekiyor.
20' sinden sonra isterlerse kapansınlar, özgür iradelerine kim ne diyebilir ?
Nazkız olacaktı, kız yazmışım :(
Nazkızcığım çok özür diliyorum :)
Önemli değil:-)))
Yorum Gönder