Cuma günü anne yarın arkadaşımın doğum gününe katılamayacağım için doğum gününü bugünden kutlayıp, arkadaşımı öptüm, keşke gidebilseydik deyince, madem istiyorsun şartlar uygun olursa doğum gününe gitmeye çalışırız demiştim.
Genelde doğum günü saatleri bale ile çakıştığından koştur, koştur olup, partinin ortasından başlamayı sevmiyorum. Nedense Pınar animasyonlu partilerden pek hoşlanmıyor. Buna ek olarak bütün çocuklar birbirine ısınmışken, ortadan başlamak Pınar' ı zorlayıp, hırpalayabiliyor ama kendisi katılmak istediğinde bu kuralı bir kenara koymayı tercih ediyorum.
Sabah piyano yolundayken hediye almamı kolaşlaştırması açısından arkadaşının hoşlandığı şeyleri anlattı bana. En sevdiği renk pembeymiş, çünkü giydiği pekçok şeyi pembe oluyormuş, ikizi ile aynı şeyleri, aynı renk ürünleri kullanmıyorlarmış, arkadaşı cicili, bicili, süslü şeylerden hoşlanıyormuş :))))
O piyanodayken bende hediye işini organize ettim, balenin ardından atlayıp doğum günü mekanına yollandık.
Oldukça güzel bir mekanda, oldukça kalabalık bir grup içinde yerimizi aldık. Buram buram kalite kokan ve dolayısı ile anladığım kadarı ile önemli paralar sarf edilen bir organizasyondu :)
Günümüz doğum günlerinin vazgeçilmezi sihirbazlık gösterilerinin ortasında koltuklarımıza yerleştik. Sihirbaz gösterisini, animasyon ekibinin eğlenceleri takip etti, sonra havada asılı, içinde hediye olan zıngıltı bir sopa yardımı ile patlatıldı, içindeki oyuncaklar yerlere saçıldı, çocuklar oyuncakları kapıştı, yemek molasının ardından tekrar oyunlara dönüldü, çeşitli şekillerdeki balon şişirme aktivitesine geçildi. Biz anneler ağzımız kulaklarımızda bir yandan tıkınıp, sohbet ederken, göz ucuyla da çocuklarımızı izledik, masaya getirdikleri ganimetlere ve balonlara sahip çıktık :)
Şimdi içinizden, yaw Neşeli biz bunları biliyoruz, her cumartesi, her doğum gününde yaşadığımız şeyler bunlar, sende ayda yılda bir doğum gününe gidip, yaza yaza bunu mu yazdın diyorsunuz değil mi? Sabredin bakın lafı nereye getireceğim !!!!!!
Kızımın duygusallığı resmi olarak tescillendikten sonra (ki nasıl tescillendiğini önümüzdeki günlerde sizinle paylaşacağım) onun olaylara tepkisine bakış açım değişmeye başladı. İşte bugünkü yazımın çıkış noktası da bu oldu ????
Pınar arkadaşı ile birlikte olma hevesi ile geldiği bu doğum gününde hiç mutlu olmadı :( Hatta arada arkasını kalabalığa dönüp minik minik göz yaşını sildiği anlar olduğunu yakaladım ama uzaktan baktım ve hiç müdahale etmedim !!!!
Önceden olsa ağlamasına kızar, madem buraya gelmek istedin niye ağlıyorsun diye çocuğu birde ben haşlardım !!!!!! Cumartesi günü ağladığı noktalara baktım ve çocuğa hak verdim. Tavanda asılı hediye kutusu (onun bir adı varda ben bilemiyorum bu arada cahilliğimin kusuruna bakmayın :))) patlatıldığında ortalığa saçılan oyuncaklardan alamadı. Zira birşey beklerken ve alırken sıraya girmeye o kadar alışmış ki :)))) ona sıra gelene kadar arkadan gelip öne geçen çocuklar birer, ikişer o minik şeyleri kapıp gittiler, benim kızımın eli boş kaldı :)
Sonra balon şişirme esnasında balon şişiren abinin önünde kalan son 3 çocuk olana kadar sabırla bekledi !!!! Abinin tam önünde olmasına ve gözünün içine bakmasına rağmen, abi sonradan gelip "abi bana da bana da" diyen pekçok çocuğa ikinci, üçüncü balonunu şişirip verdi ama nedense benimkini görmedi, hemde tam önünde, balon almak için gözlerinin içine bakarken !!!!! Bu kadar darbeye dayanamayan duygusal kızımda muslukları daha fazla tutamadı ve başladı ağmalaya :) O noktada bu aralar sıkı fıkı olmaya başladıkları cici bir arkadaşı kızımın imdadına yetişip abiden balon istedide sevindirik oldu yavrucak :)))))
Gözünde pırıltı gördüğüm tek an ise doğum gününden ayrılırken arkadaşının annesinin verdiği maket şeklinde hediyeyi aldığı andı. Gözleri öyle bir parıldadı ki anlatamam. Arkadaşının annesi de bu duruma şaşırdı, kadıncağız Pınar' ın gözlerindeki parıltıyı ve inanamamazlığı görünce bu çocuğa hiçbir şey alınmıyor galiba diye düşünmüş olabilir gibi geldi bana :)))))
O ana kadar doğum günlerine sık gitmediğimiz için Pınar' ın ortama adapte olmakta zorluk çektiğini düşünmüştüm ama arkadaşına hoşçakal derken malesef doğum günü çocuğununda partinin gözdesi olmasına, animatör abilerin her oyunda onu ön plana almasına ve zaman zaman torpil geçmesine rağmen mutlu olmadığını, gözlerinin parlamadığını gördüm, birbirlerine şöyle isteksizce durdular, hadi sarılın birbirinizi öpün uyarısından sonra birbirlerine şöyle bir sarılıp ayrıldılar. Doğum günü olduğu için günlerdir heyecanlanan küçük hanımda, arkadaşının doğum gününe gitmek için sabırsızlanan kızımda mutlu olmadılar bu doğum gününde :(
Sabah baya bir konuşup, tartışıp, ip uçları yönünde aldığımız hediyemizi veremeden doğum gününden ayrıldık.
Sonra arabada Pınar' la bu kadar isteyerek geldiği halde bu doğum gününde neden mutlu olamadığını konuştuk ?????
Pınar animatörlü doğum günlerini sevmiyormuş, o abi veya ablalar onları hep koşturuyorlarmış,ağız tadı ile bir oyun oynayamıyorlarmış, halbuki onların oynattıkları oyunları Pınar ve arkadaşları kendi kendilerine de oynayabilirlermiş zaten. Sonra oyun sırasında ikide bir doğum günü çocuklarını ön plana alıp, onlara kazandırıyorlarmış, diğer çocuklar sıraya girmişken, en arkadaki doğum günü çocuğunu öne getirmenin alemi varmıymış !!!!!!!! Malesef böyle doğum günlerinde ağız tadı ile oynayamıyormuş :))))) En sevdiği doğum günü Eylül ayında gittiğimiz yuva arkadaşının doğum günüymüş.
Sonra o doğum gününü düşündüm ve kafamdaki soru işaretlerinin cevabını buldum :)))
O doğum gününde ortalıkta dolaşıp, oyunlarda doğum günü çocuklarına göstere göstere torpil geçen, onlara ne oynayacaklarını söyleyen animatör abi ve ablalar yoktu, biz bale sebebi ile biraz geç kaldığımız için sonlara kalmıştık. Kalabalık güruh evlerine gitmek için kalktığından çocuk sayısı azalmış ve Pınar' da arkadaşları ve doğum günü çocuğu ile içinden geldiği gibi güzel güzel oynamıştı :) Yani duygusal kuşum arkadaşları ile kontrol olmadan, içlerinden geldiği gibi oynamıştı :))))
Biz anneler, pekçok şeyde olduğu gibi bu doğum günlerini de yanlış yorumlamaya, öküz altında buzağı arayarak farklı anlamlar yüklemeye ve duygusuz ve paylaşımsız ortamlar yaratmaya başladık :(
Hani anne ve babalar, çocuklarının nişan ve düğün törenlerinde "amanın ayıp olmasın, o akrabayı unutmayalım, amanın şunu da çağıralım" diye, çocukların ömründe görmediği eş ve dostu düğüne çağırır ve olayı güruh haline getirir ya, doğum günlerini de o hale getirdik.
Her çocuk için değil ama bazı çocuklar için bu kalabalık doğum günlerine paylaşım olmadan, güruh halinde katılmanın hiçbir anlamı yok.
Son dönem doğum günlerinde doğum günlerinin olmazsa olmazı hediye vermece adeti bile kaldırıldı. O kişi için özene bezene aldığınız hediyeler bile parti ortamına gelir gelmez birileri tarafından elinizden alınıyor ve bir sürü paket yığını haline geliyor, anneler bunun içinde bir yöntem bulmuşlar, paketin içine kart konuyor veya üstüne isim yazılıyor. Ama bu kartlar veya paket üstüne yazılan bu isimler ne kadar anlamlı oluyor ?????
Bir hediyeyi arkadaşının elinden alıp, teşekkür etmek, hediye alan çocuk açısından arkadaşının gözlerinde o hediyenin beğenilip beğenilmediğini görmek kadar tatminkar olabilir mi ? Böyle duygu olmadan verilen hediyelerin anlamı olabilir mi? Çocuk bu hediyelerein kıymetini bilebilir mi?
Bence doğum günleri organizasyonunu yaparken çocuklarımıza sormamız gerek, sen nasıl bir doğum günü organizasyonu istiyorsun, hangi arkadaşlarını çağıralım, arada bak bu arkadaşında vardı, onu da çağırmak istermisin gibi minik hatırlatmalarla onlara yardımcı olup, çocukların bu özel gününde en çok bir arada bulunmak isteyecekleri arkadaşlarını davet etmeli ve onca emeğin, çabanın mutlu çocuk yüzleri ile sonlandırmasını sağlamalıyız.
Doğum günü onlar için gerçekten çok ama çok özel bir an. Bu günü hayal ettikleri kadar güzel geçirmeliler bence. Sanırım bugünde ihtiyaçları olan, o an için bir arada olmak istedikleri arkadaşları ile büyüklerin kumandasında olmadan birşeyler paylaşmak. Zaten zavallımlar okulda öğretmen kontrolünde, hafta sonu kursta, akşam ders ve yatma telaşındalar, bari arkadaşları ile bir arada oldukları doğum günlerinde özgür olsunlar :(
En azından benim kızım ve cumartesi günü doğum günü kutlayan küçük hanım için öyleydi sanırım. Galiba o minik hanımda mantıksal değil, duygusal bir çocuktu..
Bu arada o büyük organizasyonda helak olan doğum günü annesinin de çocuğunun gözünde bir pırıltı görmediği için hayal kırıklığı yaşadığına ve onca emeğine rağmen kızını tatminsizlik ile suçlayıp, için için üzüldüğüne eminim ama çocuklarla ilgili organizasyonlarda duygu ve paylaşım önemli sanırım. Bunu onutmazsak emeklerimizin boşa gitmeyeceğine eminim.
Çocuklar için paylaşım, oyuncak, hediye, üflenen pastadan daha da önemli. Laf aramızda benim için bile öyle :))) Bu hala çocuk gibi olmamdan kaynaklanıyor olabilir mi ????
Unutmadan beni okuyan arkadaş, eş ve dosta duyurulur. Lütfen çocuklarınıza Pınar' ı doğum gününde görmek isteyip istemediğini, onunla bir arada olmaktan hoşlanıp hoşlanmayacağını sorun, istemiyorlarsa biz bunu anlayışla karşılayabiliriz. O sene değil ama ondan 5 sene sonra daha iyi arkadaş olma ihtimalleri olduğunu biliyorum :) Ben sabırlıyımdır, beklerim :))
Animasyonsuz ortamlar tercihimizdir. Ben çocukların ikide bir, anne, teyze diye tacizlerinden hiç ama hiç şikayetçi değilim. Koltuğumda oturup, tıkınarak çocukların o hengamelerini seyretmektense, onlarla oynamak ve ilgilenmekten daha fazla zevk alabilirim :)) Ama yok animasyon ekibi olmadan olmaz diyorsanız, en azından doğum günü çocuğuna göstere göstere torpil yapılmazsa sevinirim :))))
Önümüzdeki hafta gideceğimiz yuva arkadaşının doğum gününü hatırlatıp, istersen gitmeyebiliriz şeklinde uyarım karşısında "ama anne o arkadaşımın doğum gününde deney yapacağız, mutlaka gidelim" deyince rahatladım. Zira 2 veya 2.5 saat bile olsa kızımın mutsuz olduğu ortamlarda olmak beni huzursuz ediyor :(
Aslına bu yaptığımızda Facebook çılgınlığı değil mi? Çocuklarımızın çevresindeki arkadaşlarının kalitesi ile arkadaş sayısının fazlalığı aynı şey değil. Onlar 20-25 kişilik güruh arasında anlaşacağı kimse bulamazken, 3-5 kişilik grup içinde daha mutlu, huzurlu olabilir, duygusal anlamda daha fazla tatmin olabilirler.
Dün kızım sayesinde facebook' u a neden alışamadığımı buldum :)
Ben arada "Alooooo Neşeli nerdesin sesin soluğun çıkmıyor yaw" diye soracak, benim aslında ne demek istediğimi anlayacak, derdi olduğunda yada bir soru olduğunda beni yanında görmek isteyecek, birşey öğrendiğinde ya bak bunu Neşeli' ye de anlatayım, onun da işine yarayabilir" diyecek arkadaşlar istiyorum, kuru kalabalıkla işim yok :)
4 yorum:
Kalabalıklar içerisinde yalnız olmaktansa az ama öz arkadaşlarım ve akrabalarım ile yaşamayı otuz yaşından sonra öğrendim! Ondan önce arkadaş delisiydim. Şimdi ise o kadar seçiciyim ki. Hayatımda sorun yaratan insanları artık arkadaş olarak görmüyorum ve hayatımdan çıkarttım. Gençken insan bunu göremiyor sanırım. Çocuklarda bir de şu vardır: Doğumgünlerim kalabalık olsun. Herkes gelsin... Oğluş artık bunu aştı Allah'a şükür. Özel günlerinde en iyi arkadaşlarını çağırıyor. Oysa biz de iki yıl üstüste tüm sınıfı çağırmıştık. O da oyun abili filan bir organizasyondu o da. Ama ben inan hiç oturmadım. Her çocuk mutlu olsun istedim. Nasıl sen hep Pınarı gözlemledin, onun için üzüldün, ben de öyle davrandım. İçlerinde aşırı yaramaz, aşırı kıskanç, aşırı içe kapanık, yani her uçtan çocuk vardı. Dışlanmış hissetmemeleri için herşeyi yaptım. Çünkü benim çocuğuma olsa çok üzülürdüm. Ama her anne aynı değil. İnan çoğu insan umursamaz bile... Her gelen hediyeyi de oğluş kendisi arkadaşlarının yanında açtı ve teşekkür etti. Her hediye için güzel sözler söyledik biz de... Veliler de çok iyiydi Allahtan o sınıfta. Bana çok yardımcı oldu bir kaç iyi arkadaşım.
Pınar çok akıllı ve doğru yetiştirilmiş bir çocuk. Ama ne yazık ki ülke şartlarına çok uygun değil. Bizim ülkemizin çocukları da anne- babaları gibi bencil, ben merkezli ve düşüncesiz. Herkez bir açık göz! İleride bu tipler ile daha da çok karşılaşacak. İş hayatında, özel hayatında... Ama üzülme, bir gün herşey kendiliğinden oyuruyor. Tıpkı benim hayatımda olduğu gibi.
Pınar için çok üzülmedim aslında Renkler, beni üzen doğum günü çocuğunun bile bu işten zevk almamasıydı. O kadar yol kat ettik, gittik, arkadaşının annesi kimbilir kaç gün, hatta kaç hafta uğraştı. Beni üzen bu oldu, adet yerini bulsun olayını sevmedim :(
Yoksa Pınar' ın o hengamede öğrendikleri unutmaması ve uygulaması hoşuma gitti. O ortamda unutmadıysa, hiçbir ortamda unutmaz :)
Birde bir karar aldım aldığımız hediyeyi kesinlikle bir kenara koymayacağız. Ayrılırken vereceğiz kızımla, heeee heeeee :))))))
Biz anneler hem ayakları üzerinde durabilen çocuklar yetiştirelim diyoruz hem de onları en özel günlerinde doğal ortamlarında eğlenmelerine izin vermeyip yetişmiş bir lidere bırakıyoruz çocukları... Benim kızımda kesinlikle bol animasyonlu, doğum günlerinden hoşlanmıyor, bu tipler kendi odalarında oyuncaklarını paylaşımcı bir ortamda oynayarak daha çok eğleniyorlar aslında...
Tamda bunu söylemek istiyordum Nazkız :)
Biz anneler doğum günlerini veliler ile tanışıp, görüşme fırsatı olarak görüyoruz. Olay amacından sapıyor, öyle oluncada çocuklar harala güreleden birşey paylaşamıyor. Evet bazı çocuklar bundan hoşlanıyor,sorun olmuyor ama hoşlanmayanlarda var. Doğum günü yaparken çocuğun beklentilerine göre davranmak gerek, o küsermi, bu darılır mı?, ona ayıp olur mu deyince olay çığırından çıkıyor :(
Yorum Gönder