İşte 3 günlük tatilimizin özeti buydu...
Bu hafta sonu kızımla bekardık. Babamız bizim sektörümüz için önemli yurtdışı fuarlarından birine giderken, "Amannn dedi, ben yokum şu 3 günlük tatilde dikkatli olun, kendinizi paralamayın, az gezin, bol dinlenin"
:))))))
Adamcağız tanıdı artık karısını. Annemin küçükken beni çok fazla sokağa salmamasının üstümde yarattığı etkiye bakar mısınız ???????
:))))))
Neyse bu uyarıyı da dikkate alıp hergün biraz dinlenip, birazda gezerek noktaladık bu 3 günü ;
İlkgün malum cumartesi piyano ve bale derslerimize girip, kendimizi hemmennnn eve attık. Pınar bilimum çizgi film ve salonun her köşesine yaydığı aktivitelerle zaman geçirirken, bendeniz dolapları indirip, Mayıs ayında okulda kermes yapacak arkadaşım için malzeme analizine giriştim.
Pazar günü ise bu tatilin en önemli çılgınlığını yapıp, kumbarada biriken paralarımızı çantalarımıza istifleyip, bizim köyden yola çıkıp, taaaaa İstanbul' un öbür ucundaki Kitap Fuarına gittik.
Biliyorum artık internetten çok daha uygun fiyata, onca yol tepmeden, onca yakıt yakmadan kolaylıkla kitap alabiliyorsunuz ama kitap alırken şöyle bir ele almak istiyor insan, birkaç sayfasına göz gezdirmek, arka kapağından kitabın özetini okumak, o kitap sayfalarını solumak istiyor. Kabul edin ki "Kitap Fuarının" havası bir başka oluyor. Sağınız kitap, solunuz kitap :)
Aman trafiğe kalmadan gidip, kalabalık olmadan dönüp, şu köprüyü biran önce aşalım endişesi ile erkenden yollarak düştük. Öyle erken düşmüşüz ki, fuar açılmadan Tüyap' ta bulduk kendimizi :)) Orada dağıtılan kataloklardan alıp, gitmek istediğimiz yayınevlerinin hangi salon ve standlarda olduğunu tespit edip, kendimizi ilgili salona attık. Bir o stand, bir bu stand dolandık durduk.
Bu fuar Pınar' ın çok hoşuna gitti. Bundan yaklaşık 3 sene önce kuzenle birlikte gitmiştik. O zaman Pınar minicik olduğu için kitaplar değil, ayağının acıması gündemi belirlemişti. Kuzeni ile birlikte reyonlarda oflaya, puflaya gezmişlerdi :)))
Bu sefer daha bilinçli olduğu için olsa gerek, "Aaaaaaa anne bak burada şu yayın evi varmış, burada şu varmış" diye gezindik durduk. Meğer dergilerde gördüğü ve almak istediği kitaplar varmış bizimkinin.
En çok Günışığı Kitaplığı, Mavi Bulut, İş Bankası Yayınları ve Doğan Egmont' un standında vakit geçirdik. Özellikle Günışığı Kitaplığı ve Mavi Bulut' un kitapları favorimizdir bizim. Mavi Bulut' un yazarı Fatih Erdoğan' ın "Artık Kendim Okuyabiliyorum" serisi ile kitapları sevmeye başlayan Pınar, okullu olduktan sonra yine aynı yazarın "Sihirli Kitaplar" serisine vurulmuştu. Serinin 5 kitabını birden alıp, herbirini resmen yalayıp, yutmuştu. Pazar günü Mavi Bulut standına girince gördük ki, yayınevinin bu fuarda bizim için bir sürprizi varmış. Sihirli Kitaplar serisine yeni bir kitap daha eklenmiş. "Sihirli Gözlük" ü görür görmez, hemen bir tane aldık, yeni bir kitap daha yoldaymış üstelik, malesef bu kitabın baskısı fuara yetişmemiş.
Sonra Mavibulut' tan, yeni çıkan 2 güzel şiir kitabı aldık,
Önce gök var oldu,
Sonra yer.
Bitkiler ve hayvanlar var oldu sonra
Ve insanlar...
Ve bütün bunlar var olurken bir şey daha var oldu:
KUCAKLAŞMANIN DİLİ
işaretiyse:
SEVGİ diye başlıyor "Beni Kucakla"
Gönül Kuşu içimizde bir yerlerde yaşar.
Hiçbirimiz görmedik onu şimdiye dek,
ama biliriz onun orada olduğunu.
Doğduğumuz an ilk kez çırpar kanatlarını.
Yaşadığımız sürece bir kez bile bizi terk etmez, hep bizimledir.
Tıpkı ölünceye dek soluduğumuz hava gibi.
diyor "Gönül Kuşu".
Her iki şiir kitabı da çok hoşuna gitti Pınar' ın. Şiir kitaplarını okumak ayrı bir kültür, ayrı bir yetenek gerektirir gibi gelir bana. Hikaye ve roman türü kitapları şakır şakır okurumda, şiir kitaplarına gönlüm zor ısınır nedense ama bu iki kitabı da sevdim özellikle "Beni Kucakla" yı.
Pınar kitapları okuduktan sonra hemen resimlemeye geçti. Gönül Kuşu ile çekmecelerini ve birbirini kucaklayan güneş, ay ve gökkuşağını resmetti. Sonra sabah beni kucaklarken, "bil bakalım şimdi benim gönül kuşum hangi çekmeceyi açıyor" dedi :))
Beni Kucakla' yı okuduktan sonra birbirimize daha sık, daha sıkı sarılır olduk :)
Bu yayınevinin yayınlarını incelemek isterseniz http://www.binbirkitap.com/ a girip detayları alabilirsiniz, isterseniz havale veya kredi kartı ile kitapta edinebilirsiniz.
Günışığı kitaplığının standındaki abla Pınar' a birkaç kitap tanıtımı yaptı. Kitabı o kadar güzel anlattı ki, Pınar hemen bir tane aldı. 3 sene önceki fuarda aldığımız "Küçük Cadı Şeroks" u o kadar severek okumuştu ki, bu kitabın devamı olan "Büyük Tuzak" tan aldık bir tane. Günışığı Kitaplığını çocuk ve gençlik kitapları dalında müthiş başarılı buluyorum. Pınar ile birlikte bu yayınevinin pekçok kitabını çok severek okuduk. Küçük Cadı Şeroks*, Kraliçeyi Kurtarmak*, 5 Çocuk 5 İstanbul*, Balık*, Lollipop, Susi ve Paul' ün Gizli Günlükleri, Mini Serisi*, Gül Sokağının Dikenleri*, Büyülü Süpürge Servisi ençok hoşumuza gidenlerdi.
* daha bir severek okuduğumuz kitapları göstermektedir :)
Mini serisinin henüz okuyamadığımız 2 kitabı ile birkaç kitap daha alıp, bize yaptığı satışla günün ilk siftahını yapan ablaya "biz uğurlu bir aileyizdir, satışlar iyi olursa mutlaka haber verin :)" diyerek vedalaştık :))))
Bu yayın evinin kitapları hakkındaki detaylı bilgiyi www.gunisigikitapligi.com/ adresine tıklayarak alabilirsiniz.
İş Bankası yayınlarının prensesli kitaplarına takılarak biraz vakit harcadık, genelde hikaye kitabı ve roman tarzı takılan kızım buradaki balerinli çıkartma kitaplarını görünce eski heyecanlarına kapılınca, hadi dedim, bu senin yaşının altında bir kitap esasen ama kendi harçlığında alabilirsin. Kitabı aldıktan sonra bizim kız itirafa başladı "anne biliyorum bu benim yaşıma uygun değil ama ne yapayım ben böyle kitapları hala seviyorum" :)
"Senin okuduğun kitaplarda benim yaşıma göre değil ama bende senin kitaplarını seviyorum Pınar" deyince rahatladı :)
Bir an Günışığı Kitaplığının yazarının söyleşisi ve imza saatine katılmayı aklımızdan geçirdiysekte, bunun köprüde 2 saat gibi bir zaman takılmamıza sebep olabileceği endişesi ile vazgeçtik. Geldiğimiz gibi yine hızla dönüşe geçtik. O kadar çabaya rağmen yine de köprüde takıldık :(
Allahtan Pınar çıkartma kitabını almışta, o arada kitapla oyalandığı için çok sıkılmadan bu sevimsiz trafik sürecini atlattık.
Bu İstanbul trafiği cidden sevimsiz bir hal almış. Hergün işe gidip, eve dönmek için köprüyü geçmek zorunda olan insanlar için ciddi üzüldüm, resmen büyük bir işkence :(. Trafik korkusundan herşeyi buna göre planlar hale geldik. Akrabayı, eşi dostu ziyaret nerede ise bir işkence halini aldı ve nedense toplu taşıma araçlarının etkin kullanımı konusunda başarılı bir adım atılabilmiş değil :(
Kendimizi köprüden aşırtınca rahatladık. Dersten, işten, güçten, aktiviteden dolayı ne zamandır görmediğimiz küçük halamıza uğradık, birkaç saatliğine sohbet ettikten sonra, teyzemize uğrayıp, anneannemizi ziyaret ettik. Akşam 19:00 itibari ile evde, koltuğumuzda yerimizi almış, çay ve sütümüz eşliğinde aldığımız kitapları incelemeye koyulmuştuk. Kitap ayıraçlarımızı tanzim edip, 21:00 itibari ile yatağa geçip, kitaplarımızı okumaya başladık. Ardından da kendimizi güzel uykunun kollarına bıraktık.
29 Ekim mi ?????
Siz bunları bir içinize sindirin, 29 Ekim' i de yarın anlatayım, ne de olsa Cumhuriyet Bayramı' ydı kısa geçilmez :)
30.10.07
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
5 yorum:
galiba biz senin eşinle aynı sektördeniz..:) merak ettim şimdi, tanışıyor olmayalım bir de..:)
aaa yanlış oldu, ikiniz aynı yerde çalışıyordunuz di mi, yani seninle de yakın sektörlerdeyiz galiba sanırsam..:))
Boş bulduğum her dakikamı (ki ne yazık ki son aylarda sadece arabada işe gider gelirken) kştap okumaya ayıran bir anne olarak ne yazık ki çocuğuma kitap sevgisini veremedim. Oysa okuma yazma bilmezken ona ne hikayeler okurdum, ilkokula başlayınca da beraber okurduk. Kendi kitabını kendisine de seçtirdim ki yakın bulduğu kitapları alsın, hiç olmazsa okumayı böylece sevsin. Ama ne yazık ki olmadı... Bir yerlerde hata da yapmış olabilirim, genetik olarak babasına da çekmiş olabilir, içinde de olmayabilir... Bu nedenle ana kız kitap okuyan ikili olarak sizi tebrik ediyorum. Nazarım değmesin, maşallah...
Kitap fuarı dedin de içim gitti:))))
İzmirdeki kitap fuarı için bahar aylarını beklememiz gerekiyor malesef. Benim oğlum da kitapları çok seviyor. Geçen yıl uçanbakıl yayınevininserilerini almıştım, her birini yalayıp yuttu, kitap konusunda seçiciyimdir, her kitabı okumam, içeriklerine önem veririm. Bende okması için yaş grubuna uygun yeni kitap arayışı içindeyim, okulda okuduklarıyla çakışmasını istemiyorum. Bahsettiğin linkleri ziyaret ettim, ama uygun bir zamanda detaylı inceleyeceğim, bu sitelerden kredi kartı alım yaptın mı hiç? Önerir misin merak ettimi bunun dışında şöyle bir iki üç yıl gerisine ait kitap listelerinizi bizimle paylaşırsanız sevinirim. özellikle en zevk alarak okuduklarınızı
sevgiler...
Merhaba Karamelize,
Mail adresine bir mail attım bile :)
Selam Renkler :)
Evet biz neyi, ne kadar vermek istersek isteyelim, ne kadar alacağına çocuklar karar veriyor. Bir ebeveyn olarak sen üstüne düşeni yapmışsın ya o yeter bence. Bu arada Tudem' in erkek çocuklarına yönelik çok ilginç kitapları var. Futbol ile ilgili, ejderhalar vb. farklı konularda kitaplar. Belki senin oğluşunun da ilgisini çekebilir, bir öneri, belli mi olur????
Merhaba Demli Çay,
Biz sizin yaşlarınızdayken (bakarmısın sanki çok fark varmış gibi) Fatih Erdoğan' ın artık kendim okuyabiliyorum serisini çok okurduk. Büyük harflerle yazılmış, resimli, şiirsel dille anlatımı olan kitaplardı bunlar. Yanılmıyorsam toplamda 9-10 kitap, hatta o kadar çok okumuştuk ki Pınar bir süre sonra ezberleyip, kendi kendine okur olmuştu. Esprili dille yazılmış kitaplar. cocukca.com' a girersen, seslendirilmiş birkaç örneğini bulabilirsin. Ben binbirkitap.com' dan havale göndererek aldım kitapları, havaleyi gönderdikten 4-5 gün sonrada kitaplarımız adresimize geldi. Hiç sorun yaşamadım. Kredi kartı ile genelde pek alışveriş yapmayı sevmiyorum esasen, havale göndermeyi tercih ediyorum. 3-4 sene önceki kitaplarımızı bir ara gözden geçirip buradan duyurmaya çalışırım :)
Yorum Gönder