1.5.07

Kapanma Sorunsalı

Ben futboldan anlamam, Galatasaraylı diye geçinirim, ne futbolcularını bilirim, ne de antrenirlerini. Futboldan anlamadığım gibi siyasettende anlamam. Burada da siyasi bir sorundan değil toplumsal bir sorundan bahsetmek istiyorum. Zira ben başörtüsü sorunsalını toplumsal bir sorun olarak algılıyorum. Size yıllarrrr yıllarrrr önce evimizde yaşanan başörtüsü sorunsalından bahsedeyim, kararınızı siz verin.

Egeli bir anne ve göçmen bir babanın, oldukça geç doğmuş, son numara çocuğuyum. Annemin babası o çok küçük yaşlarda iken vefat etmiş. Üvey baba ile büyümüş ama şansına üvey babası, öz babası gibi bir adammış ve mevcut zamana göre rahat büyümüş annem. O dönemlerde egede kızların okuması pek alışıldık birşey olmamakla birlikte, annem çok direnmiş okumak için. Kime mi direnmiş, yok cani üvey babaya değil, annesine :)

O dönemlerde enstütüler çok gözdeymiş. Enstitü ile ilgili her türlü araştırmayı yapmış, akrabayı, eşi dostu araya sokmuş ve anneannemi okumak için kandırmış. Anneannem çok direnmiş, belki imkansızlıklarda etkili olmuş bu direnmeye, otur oturduğun yere demiş anneme. Ama annem akrabaları çok iyi örgütlemiş, çocuk okumak istiyor, hem işine yarıyacak bir sürü şey öğrenecekler deyip, anneannemi bir şekilde alt etmişler.

Çok becerikli ve aynı zamanda çok da süslü bir kadınmış annem. O dönemde, egeli bir kadın, kendine süper döpiyesler diker, şıkır şıkır giyinir, yakasınada çoraptan, şundan bundan bir aksesuar yapıp takar, anneannemi deli ede ede gezermiş. Benimde aklıma koyduğumu yapmam annemden geliyor sanırım :)

Babamsa oldukça tutucu bir ailenin, bir sürü çocuğundan biriymiş, İstanbul' a göç etmişler o küçükken. Askerlik revaçta bir meslek ya, askeriyeye girmiş. Oldukça yakışıklı, mavi gözlü, zeki bir delikanlı ama aileden gelen bir muhafazakarlık var serde.

Kader ağlarını örmüş ve bizimkiler evlenmişler. Öyle güzel resimleri varki bir arada, o dönemde bir sürü imkansızlıklara rağmen, Belgin Doruk kıyafetleri içinde (ki bu kıyafetleri bizzat annem dikmiş) süper güzel bir bayan ve masmavi gözlü, filinta gibi yakışıklı bir bey. Hala ablamla bu resimlere durur, durur bakar ve her ikisine de hayran oluruz. İnatçılığım dışında, giyim zevkimde anneme benzese süper olacaktı ama neyse gelelim sadede :)

Bu ikilinin gönülleri bir olmuş, birbirlerini beğenmişler ama babam hiçbir zaman muhafazakar ailesine, daha doğrusu dedeme gelinlerini kabul ettirememiş. Bir tarafta tutucu bir baba, diğer tarafta pırıl pırıl, elinden her iş gelen, koluna takıp bu benim eşim diye gerine gerine gezebileceği ama baba evine aykırı bir eş.

Dedemin istediği gelin başı örtülü, kendi yanında oturacak, oğlunu dizinin dibinde tutmasına engel olmayacak biri. Annemse bunun tam tersi. Annemle babam, esasta dedemin dayatması olan başörtüsü meselesi sebebi ile yıllarca sorun yaşadılar. Annem kabul etmedi bu durumu ve başını örtmedi ama babamı da babası ile çok fazla karşı karşıya getirmemek için istemeye istemeye bir yol buldu.

Dedemlere giderken başını örtmeyi kabul etti. Ben son numara olmama rağmen çok iyi hatırlarım. Biz ailecek dedemlere doğru yola çıkarız, annemin başı açık, minibüsten inerken annem başını örter. Kırk yaşındaki insanların yaptığına bakar mısınız? :(

Ben o zamanlar çocuğum tabi, bu bana normal gelirdi nedense ama şimdi düşününce hem annemin, hem babamın durumunun ne kadar iç burkucu bir durum olduğunu anlayabiliyorum.

Babam ablama da, bana da başımızı örtme konusunda tek laf etmedi. Yıllarca mücadele veren annemin bunda bir payı var mı diye düşünüyorum ama yok sanmıyorum. Öyle bir baba değildi çünkü. Biz kızlarını acayip, seven üzerine titreyen biriydi. Ben eşimle evleneceğimi ilk olarak anneme değil babama açıklamıştım :) Yıllar içinde baba evinde aldığı eğitimin yanlışlığını anladı ve bu işi sürdürmenin anlamsızlığını kavradı diye düşünüyorum.

Bizim evde yaşanan başörtüsü sorunsalına bulunan çözümler sadece ortamı germemek adına alına önlemlerdi, dedem bu numarayı hiçbir zaman yutmadı kanımca :). Annemde başı açık gezdiği için namussuz olmadı, aldığı eğitim sayesinde yeri gelip dışarıya dikiş dikerek, babama destek oldu, kıt kanaatta olsa 3 çocuğuna da üniversite eğitimi aldırmayı başardı, babamla birlikte, kolumuza birer altık bilezik taktılar ve bence bizi çok çok iyi yetiştirler. Aslında ne annemin, ne de babamın sorunu olan, sadece dedemin problemi olan başörtüsü sebebi ile kaybeden dedem oldu. Annem dedeme saygıda kusur etmedi ama onu hiçbir zaman içten sevmedi. İstenmediğini, kabul görmediğini düşündüğü için oraya mümkün olduğunca az gitti ve bize bu sorunu çok yansıtmamaya çalışsada bizde dedemle bir türlü kaynaşamadık. Dedem de aykırı gelinin çocukları olarak bizi fazlaca sevmedi kanımca :)

Ama tüm bu zamanlarda, babaannem ve halam, annemi çok çok iyi anladılar, belkide onlarda aynı problemi yaşıyorlardı kimbilir? Annem, babaannemi ve halamı gerçekten çok sever, hala onlardan bahsederken gözleri parlar. Öyle ki dedemin vefatından sonra biz babaannemi ziyarete daha sık gider olduk. Annem yine başını bağladı babaanneme giderken, hemde bu sefer minibüste değil, evden çıkarken. Bu ne yaman çelişki anne!!!!! :)))) Zorunluluktan değil, sevdiği bir insanı ziyarete gittiği için saygıdan. Halam hala hayatta ve seksenine merdiven dayamış annem, bizi sürekli sıkıştırır, beni bu hafta ablama götürün diye :)

Şu an annem hayatta, 76 yaşında, hala kendi kararlarını kendi veriyor ve başını bağlamıyor.

Bu 50 yıl önce yaşanan bir hikaye ama sanmayın ki tarihte kalmış. 15 yıldır çalıştığım şirkette, bana bağlı olan pekçok lise mezunu kızı evlendirdim. En azından 5' ine evlenmeleri için koşulan şart kapanmalarıydı ve bunu kabul ettiklerine şahit olmak beni üzdü açıkçası. Neden başını kapıyorsun diye sorduğumda, nişanlımın ailesi öyle istiyor diyorlar. Dikkatinizi çekerim nişanlım bile değil, nişanlımın ailesi !!!!!! Ama onları bu kararlarından dolayı sorgulamadım, bu benim haddime değil ki !!!!!!

Evet bu kızlar bunu kabul ederek evlendiler, her ne kadar gönüllü oldukları söylensede ben buna yürekten inanmıyorum. Neden derseniz, zaten bu kızlar evlenecekleri adayı, ailelerinden, özellikle babalarından gizli saklı, kendi kendilerine bulmuşlar, kendi örf ve adetlerine aykırı hareket etmişler, teyzeleri veya yengeleri aracılığı ile enişteleri devreye sokup, babalarını ikna etmişler. Bu aşamadan sonra baba bu adam benim kapanmamı istiyor, ben kapanamam, ben bu evlilikten vazgeçtim deme lüksleri var mı acaba?

Kapanma konusunda biraz daha düşünmek gerek bence, böyle dayatmalar olmasa, kadınlarımız ve kızlarımız , nişanlılarının aileleri istediği için değil, nişanlıları istediği için değil, babaları istedikleri için değil, kendileri istedikleri için, özgür iradeleri ile kapanmaya karar verseler kapanma sorunsalı olur mu memleketimde ?

Benim başı açık veya örtülü pekçok arkadaşım var. Hepimiz aynı amaç için çalışıyoruz. Gözbebeğimiz çocuklarımız. Onları mevcut imkanlarla en iyi şekilde yetiştirmek istiyoruz. Hepimizin çenesi düşük, çen çen çene çalmaktan hoşlanıyoruz, elimizden geldiği kadar birilerine yardım etmekten hoşlanıyoruz ama elimizde işliyor bir yandan. Kimimiz kurdele işi yapıyoruz, kimimiz ahşap boyuyoruz, kimimiz nakış, kimimiz dikiş seviyor, kimimiz süper yemekler yapıyor. Başımız açık veya kapalı, bir araya gelmemiz için sorun değil ki bu. Geleceğimiz için çok çok önemli olan çocuklarımızın yetişmesini bize bırakan erkekler, nedense kafamızdaki bilmem kaç adet kılın sorumluluğunu bize vermiyorlar. İster uzatırız, ister kısacık kestiririz, ister boyatır, ister örteriz. Bırakın bunun kararını biz verelim. Kapanma sorunsalı için mücadele veriyorlar, belki hepsi değil ama bir çoğu bu sorunsalın sebebi oldukları için mi bu kadar mücadele ediyorlar acaba sorusu geliyor aklıma.

Ben başı açık yada kapalı hiçbir annenin 15 yaşında, henüz çocuk olan kızının evlenmesini, sırf koca evine gidiyor diye eğitimine ara vermesini cani yürekten onaylayacağını sanmıyorum.

Bence bu sorunun çözümü yine biz kadınlardan geçiyor ?????????

NOT 1 : Bu arada siyasete malzeme yapılan bu soruna başı örtülü kızlarımızın bulduğu çözümüde alkışlıyorum. Başlarına peruklarını takıp, ben okuyacağım diyerek, üniversiteye gitmelerini taktir ediyorum. Bu bir kadın olarak benim şahsi düşüncem. Zira eğitim her insanın hakkı, öyle yada böyle bu haklarına sahip çıktıkları için onları tebrik ediyorum.

NOT 2: Ayrıca cumhuriyet mitingine katılan başları örtülü bayanları ve onlara destek veren eşlerini de tebrik ediyorum. Çünkü onlar cumhuriyetin özgürlük olduğunu, kadın veya erkek herkesin özgürce kararlar verip, özgürce yaşabilmeleri anlamına geldiğini biliyorlar. Cumhuriyet en çok biz kadınlar için gerekli. Başı açık veya kapalı ona sahip çıkmak en çok biz kadınların görevi.

NOT 3 : Futboldan anlamadığım da belli oluyor, antrönör bile yazamamışım. Hala da doğru yazdığımdan emin değilim :)))))

5 yorum:

Annelog Atölye dedi ki...

Bravo Neşelicim, tek kelimeyle bravo! Hislere tercüman olmak böyle oluyor demek.
Anlatış şeklin ve konuya bakışın için tekrar tekrar teşekkürler!!

Unknown dedi ki...

yazdıklarına aynen katılıyorum ve de teşekkür ediyorum...

ince eleyen karakter dedi ki...

brovo senı tebrık ederım cok guzel anlatmıssın
sana kucuk bır anı yenı geldı basıma
pazara gıttım burası kucuk yer herkes bırbırını tanır selam verır bende bır bayanla selamlastım yanında altı yaslarında bır kız cocugu ban abakıp sen neden acıksın dedı
dumur oldum bır an kendımı toparladım
sen nasıl kapatmak ıstıyorsan bende acık olmayı tercıh edıyorum dedım
ama ıcımde cızz ettı cunku mınnacık cocugun kendı ıstegı ıle kapanmak ıstemeyecegını dusunuyorum

Alphecca dedi ki...

Ben bunu annemden dolayı biliyorum annelogum ama malesef Pınar bilemeyecek, zira böyle birşey yaşamadı. Cumhuriyette bu yüzden gerekli zaten, varlığından bile haberdar olunmayan yanlışlardan, gelecek nesilleri korumak için sıkı sıkı sarılmak lazım bu kavrama.

Rica ederim Elçin. Sadece ortak duyguları dile getirmişim o kadar :)

Haklısın toprakveben senin tercih hakkın var ama o minik kızın bu konuda bir tercih şansı olduğunu pek sanmıyorum. Belki sadece üniversiteye girmek için o sınırları zorlama gücü bulacak kendisinde kimbilir ????? Tercih kavramı enteresan bir kavram, aile içi kurallarda tercih olarak algılanıyor ataerkil aile yapımızda :( Türkiye' de bu kavramın oturması için biraz daha zamana ihtiyaç var. Umarım bu süreç bir elli yıl kadar uzun olmaz.

Adsız dedi ki...

bende 5 senedir biriyle arkadaslık etmekteyım ama evlenmek ıcın kapanmamı şart gösteriyor cok zor 22 yıl acık gezen bı ınasanın bır anda kapanması tamam kapanırım ama beni ilk nasıl kabul etti acık olarak şimdi nasıl böle bişiy şart koşuyor madem kapalı
nsan istiyordun baştan gidipkapalı bir kız bulacaktın kendine değil mi yani kapalı olmayan insan namussuzsa sevmeyecektin gidip kapalı yani namuslusunu sevecektin niye acık insanla uğraşıyorsun ne hakkın var dindar gibi görünmeye