* Dünya kadınlar gününde kadın dostlarımdan bolbol kutlama aldım. Pınar ile ilgilenen teyzemiz kadınlar günümü kutlamak için elmalı pay yapmış, en güzeli de akşam 10:00' da Ankara' daki erkek yeğenimden gelen "Kadınlar günün kutlu olsun Teyzoş" mesajıydı. Ne yalan söyleyeyim pek bi hoşuma gitti. Artık yaşlanıyor muyum nedir? Yeğenlerin beni hatırlamış olmaları pek bir hoşuma gidiyor :)
* Hafta sonu Ankara' dan yeğenim gelmişti. Hafta içi annemin doğum gününü de sadece telefonla kutladığım için sabah atlayıp ablama gittik. Benim yeğende konuşmaya bayılır. Hepiniz çen çen konuştuk, zavallı annem yaşından dolayı ve fazla konuşkan olmadığından bolbol bizi dinledi ve güldü. Ablam bir sürü 500 parçalık puzzle almış. Bunlar yapılıp resim olarak duvarlarını süsleyecek. Hemen oturup, yarım puzzle' ı güle oynaya tamamladık. Küçücük puzzle üstünde boyboy 4 kafa, herkes birbirinin kafasını, elini itme derdindeydi. Güzel bir aktivite oldu bizim için. Yapılmamış puzzle' lardan birini alıp eve getirdik. Henüz puzzle yapmaya vakit bulamadık, kısmetse bu akşam kızımla yapmaya başlayacağız.
* Bale sonrası atlayıp karşıya akraba ziyaretine gittik. Bu sefer baba tarafımızla bir aradaydık. Geçen hafta doğum gününü kutlayan yeğenimizin doğum gününü kutladık. Bolbol fotoğraf çektik. Yeğenler büyümüş kocaman olmuşlar. 6 kuzen öyle güzel çıktılar ki resimlerde. Kalabalık aile olmakta güzel. Mutluluklarınızı da üzüntülerinizi de cümbür cemaat yaşayabiliyorsunuz. Annem eski kadınlardan olduğu için 4 çocuktan 6 torunu az buldu, bense 1 çocuktan 6 torun beklemenin kızıma fazlaca yüklenmek olacağını düşünerek biraz üzüldüm açıkçası.
* O gün bizim kıza piyano baktık birde. Ne zamandır piyano isteyip duruyordu, müzik evine girince o kadar mutlu oldu ki gözleri parıldadı :) Çok pahalı bir meret şu piyano. Nerede ise 2 haftadır araştırıyorum, hala karar verebilmiş değiliz. Piyano yerine keman falan çalsa aile bütçemiz açısından daha iyi olacak galiba diye düşünmeden edemediğimi de belirteyim :)
* Pazar günü yuva arkadaşlarımızın bir kısmı ile Parkorman' daki Holiday on Ice' a gittik. Her aktiviteye cümbür cemaat gitmeye alışan kızım bu sefer ekibin sayısını az buldu ve diğerlerinin neden gelmediğini detayları ile öğrenmek istedi. Başlangıçta bilet fiyatlarının oldukça fahiş olduğunu düşündüğümü belirteyim ama buz üstündeki kişi sayısı, gösterinin kalitesi ve kostümlerin güzelliği ile orantıladığımda verdiğim paraya hiç acımadım. Çocuklarda gösteriden memnun ayrıldılar, ağızları bir karış açık seyrettiler. Zaman zaman elleri ağızlarındaydı. Hatta benimki yanına pek sevdiği Winnie the Pooh ayısını almıştı. Bir ara bir baktık ayının kafası yok. Heyecandan kafayı boğazına kadar sokmuştu :)
* Geçen hafta sonu Playdoh' nun oyundan hayaller yarışması için birşeyler yaptık kızımla. Saatlerce oyalandık, babamız çok güzel fotolar yakalamış biz uğraşırken. Yarışmaya katıldığı için kızımın şaheserlerini burada sergileyemiyorum ama üç boyut özürlü kabul ettiğim kızoşumun boyut kavramını geliştirmesine baya yardımcı oldu bu çalışma.
* Bale günü acayip bir gerilim oluyordu bizim için. Nasıl denk geliyordu bilmem öğretmenimiz salı günü ne kadar ödev varsa veriyordu. Sonunda buna da çözüm bulduk. Bir marangoz bulup, şu şımarık tepsilerden yaptırmıştım. Tek fark üst tablo düzdü, kenarındaki yükseltileri kaldırtmıştım. Arabada onu kullanmaya başladık. Dün seyahat halinde geçirdiğimiz 2-2.5 saatte rahat rahat ödevlerini bitirdi kızım. Böylece eve geldiğimizde rahat rahat yemek yemeye ve üstüne üstlük biraz oyun oynayıp, kitap okumaya bile vaktimiz kaldı. Allahtan mideside bulanmadı. Bu uygulama benim gerilimimi önemli derece azaltacak bir uygulama oldu. Ekstradan yapmam gereken tek şey biraz sakin araba kullanmak ve kasislerde dikkatli olmak olacak. Bin tane hadi demekten daha iyi bence :)
* Bu hafta Aziz Nesin' in "Şimdiki Çocuklar Harika" adlı kitabını okudum. İki ilköğretim okulu öğrencisinin birbirine yazdığı mektuplardan oluşan bir kitap. Aziz Nesin bu kitabı bir çocuk yarışması için yazmış. 1960' larda geçen öyküler. Kitabın arkasındaki yazılarından anladığım kadarı ile de dereceye giremediği için baya bir üzülmüş. Ben dereceye girememesini gayet normal buldum, zira bu kitap çocuklara değil, biz anne, babalara ve öğretmenlere hitap eden bir kitap. Çocukların gözü ile anne, baba ve öğretmenlerin 1960' lardaki hata ve davranışlarının mizahlaştırılarak anlatıldığı bir kitap. Kitabın başında o dönemdeki ilköğretim okullarındaki çocuklarla yapılan anket sonuçları var.
Buna göre çocuklar için ideal anne örneği onlara arkadaş gibi davranmalı, ilgilenmeli ve güzel giyinmeliymiş. Bende kızıma "beni nasıl bir anne olarak gördüğünü sordum" "Beni oldukça şirin buluyormuş, bu aralar sinirlerimi tutmayı öğrenmişim!!!!!, onunla çok ilgileniyormuşum, tabi zamanım oldukça."
Sonuç olarak 1960' lardan bugüne çocukların ideal anne tipi değişmemiş, ideale ulaşmamız için tek sorun zaman :)
14.3.07
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Denetimde şimdiden başarılar arkadaşım. İyi geçeceğine eminim:)
Sağol annelog :)
Desteğin iyi geldi.
Yorum Gönder